sessizlik kapısı
Hayatı Kontrol Etmeye Çalışmak

 

“Hayatlarımızı düzenlemek için çok  zaman ve enerji harcıyoruz.Herhangi bir nedenle yarınla ilgili hiçbirşeyi organize edememiş olsam da hayat bir şekilde  kendini etrafımda düzenleyecektir. Bu belki benim istediğim şekilde olmayacaktır ama belli bir düzene oturacaktır. Hayatın kendini düzenleyen kalıplarını gözlemlemek için kendime izin verirsem, hayatımın doğal akışında gitmesine de izin verebilirim. Bu, akıntının tersine bir düzen kurmaya çalışmanın vereceği gerilimi azaltır. Bugün hayatın , hayatımızı düzenlerken bize yardım etmesine izin verelim.”

“Hayata güveniyorum” diyebiliyor muyuz?

Yaşadığımız çağda yetişkin olmak demek, olayları ve insanları kontrol etmeye çalışmak, her şeyin bizim doğru olduğunu düşündüğümüz şekilde cereyan etmesi için sürekli bir çaba içinde olmakla eş analmlı hale gelmiş.

Çok fazla zorladığımızı hissediyor muyuz zaman zaman? Bazen olayların sonucundan çok, planlarımızın işlemesine takılıp kaldığımızı fark ediyor musunuz siz de? Olayların planladığımız gibi gitmemesine çok tepki gösteriyoruz , dünya duracakmış gibi geliyor. Bu korku hissi çok sinsi, çoğunlukla kendimizden bile gizli kalıyor ve  öfkeye dönüşüyor hemen; her şeye ve herkese duyulan bir öfke ve/veya hayata küskünlük. Saldırgan kişilik yapısında olanlar, bu duyguyu  özellikle de en yakınlarına karşı söz ve davranışlarında öfke ve şiddet olarak, edilgen kişilik yapısında olanlar ise kendi içlerinde depresyon,kırgınlık, umutsuzluk şeklinde yaşıyorlar.

Oysa “benim planım” takıntısından bir adım geriye çekilebilirsek, ve “hayata güveniyorum”, “benim için en iyisi olacaktır” rahatlığı ile hareket edebilsek, yaşamın bir sonuçtan çok bir süreç olduğunu algılayabilsek, ve yaşamla bir ilişki içinde olduğumuzun ayırdına varabilsek, olumlu duruşun bir çok şeyi halledebildiğini yaşayarak görebileceğiz. Yaşamla aramıza egomuzu sokmamayı becerebilirsek, yaşam daha güzelleşebilecektir. Sizce de öyle değil mi?